Fenerbahçe’de 100. yıl şampiyonluğunun mimarlarından Volkan Ballı, o sezon da sıkıntılı dönem yaşadıklarını hatırlatıp, takımdaki görev paylaşımıyla zafere nasıl ulaştıklarını anlattı
Tarihin tekerrür ettiği ifadesinin doğruluğu, Fenerbahçe’nin Antalyaspor’u sezonun ilk yarısındakine benzer bir golle yenmesiyle bir kez daha ortaya çıktı. Bu kritik 3 puan kuşkusuz Fenerbahçe’ye yeni bir umut yolu açtı. Tarihin tekerrür edip etmeyeceği şimdi bir kez daha merak ediliyor. Sarı-lacivertliler 2006-07 sezonunda 100. yıl şampiyonluğuna ulaşırlarken, benzer bir süreci yine yaşamışlardı. Üst üste puan kayıplarının ardından 2-0 önde götürdükleri Denizli maçında 2-2 ile sahadan ayrılan Fenerbahçe’de moraller sıfıra inerken, başkan Yıldırım yakın çevresine yine bırakmaktan söz eder olmuştu. Bir sonraki hafta Kezman’ın golüyle İnönü’de Beşiktaş’ı deviren sarı-lacivertliler, ardından da 100. yıl şampiyonluğunu getiren yola girmişlerdi. Peki o bir haftada ne olmuştu? Morali sıfıra inmiş Zico ve ekibi nasıl ayağa kalkmıştı? O günleri dönemin menajeri, bugünlerin belki de aranan ismi Volkan Ballı’ya sorduk… Ballı, dirilişin reçetesini anlattığı öyküyle şöyle verdi: “Denizli maçı bizi şok etmişti. 100. yılda kaçacak bir şampiyonluğun hesabını bu büyük camiaya veremezdik. Hemen o maçın ardından ben, Ali Yıldırım, Önder Özen ve kaptan Ümit Özat bir araya geldik. Ali Yıldırım’ın ofisindeki bu toplantıda bir görev bölümü yapıldı. Amerika’da o dönem insan beynine giren bir reklam modeli ortaya çıkmıştı. Hatta sonrasında Coca Cola’nın bu yolla yayınladığı reklam yasaklanmıştı. Uzmanlar çağırdık, bu modelle bir çalışma yaptık. ‘Kahramanlar İnönü’de’ sloganıyla tüm takımı Beşiktaş maçına hazırlarken, aynı ekibin uzmanları tüm futbolcuların tek tek psikolojik yapısını inceledi. Herkesin hoşuna gidecek jestler yapıldı. Örneğin eşine çok düşkün Kezman’ın hanımına kulüp adına bir hediye alındı. Kimi futbolcuların çocuklarına hediyeler gönderildi, kimilerinin kendilerine armağanlar alındı.”
GÖREV PAYLAŞIMININ ÖNEMİ
Bu arada Ali Yıldırım -ki bu dönemde çok önemli bir rol oynamıştı-morali bozuk yönetimle bir araya gelip, sık sık onları sakinleştirip dışarıya ‘Biz bir bütünüz’ havasının yayılmasını sağladı. Zico ve yardımcıları da şaşkındı. Onları toparlama görevi Önder Özen’in oldu.Ben taraftar gruplarını bir araya getirdim. Samandıra’ya ziyaretler yapıldı, bildiriler gönderildi. Hatta bazı grupların geçmişteki başarıları içeren DVD’leri takıma toplu halde izlettirildi. Bu arada Fenerbahçe muhabirleriyle de sıkı bir iletişim kurularak onlarla da herkese moral verecek ortak çalışmalar yapıldı. Son perdeyi Ümit’in önderliğinde kaptanlar gerçekleştirdi. Ümit, diğer kaptanlarla birlikte Kalamış’ta bir restaurantta sadece futbolcuların katıldığı bir moral yemeği verdi. Yemekten önce kendisinden istekte bulunan Deivid bunu kırmayıp, gece boyunca yaptığı taklitler, neşeli görüntülerle arkadaşlarını moral rahatlığı açısından üst noktaya taşıdı. Ardından İnönü’ye gidip Beşiktaş’ı yendikten sonra ortaya çıkan tabloya yönetim de bile şaşıranlar olmuştu. Bu moral ve birliktelik bizleri 100. yıl şampiyonluğuna taşırken, görev paylaşımının da ne kadar önemli olduğunu gördük.” Antalyaspor maçıyla moral bulan F.Bahçe, tarihi tekrar yazabilecek mi, bunu zaman gösterecek. Ancak sarı-lacivertlilerin de benzer bir birliktelik ortamına ihtiyacı olduğu tüm camianın ortak görüşü
Kaynak:Sabah
